
Esved - Sayı 1
Editörün Notu
Bazı kelimeler vardır; sözlükte durdukları yerde kalmazlar. Zamanla insanın içinde çoğalır, başka kapılar açar, yeni anlamlara dönüşürler. Kelime anlamıyla “siyah”ı ifade eder Esved. Fakat biz siyahı yalnızca karanlığın rengi olarak değil; karanlığın içinde saklı kalan anlamın, suskunluğun, arayışın ve dönüşümün rengi olarak görürüz. Çünkü insan bazen en çok göremediği yerde düşünür. Bazen yönünü kaybettiğinde kendine yaklaşır. Bazen de içindeki sesi, dış dünyanın bütün gürültüsü sustuğunda duyar. Hacerülesved’in çağrıştırdığı gibi, bazı siyahlar yokluğu değil; teması, izi, hatırayı ve yolculuğu taşır. Bizim için Esved de böyle bir yerde duruyor: Görünmeyeni aramak, söylenmeyeni duymaya çalışmak, insanın kendi iç yolculuğunda yeniden kendine dönmesi… Bu yolculuğun ilk adımı ise deniz. Deniz, bizim için yalnızca uçsuz bucaksız bir mavilik değil. Derinliktir, arayıştır, kayboluştur, dönüştür, yeniden bulunuştur. Kimi için bir veda, kimi için sığınılacak bir liman, kimi için çocukluğun tuzlu kokusu, kimi içinse insanın kendi içine doğru açıldığı uzun ve sessiz bir yoldur. Nurettin Topçu’nun “İnsan, derya içinde hem de derya olduğu halde damlaları tanıyor.” sözü, bu sayının ruhuna eşlik ediyor. Biz de Esved’in ilk sayısında, kendi damlamızdan deryaya bakmak istedik. Her yazı, her şiir, her hikâye, her görsel bu bakışın küçük bir parçası… Esved Dergisi olarak yola yeni çıkıyoruz. Bu ilk sayı bizim için yalnızca bir başlangıç değil; birlikte düşünmeye, birlikte hissetmeye ve birlikte üretmeye açılmış mütevazı bir kapı. Karanlığın içinde anlam arayanlara, dalgaların sesinde kendi iç sesini duyanlara, kıyıda beklemekten yorulup yola çıkmak isteyenlere sesleniyoruz. Çünkü bazen bir damla, insana deryayı hatırlatır. Bazen bir siyah, içinde sakladığı ışığı gösterir. Ve bazen bir dergi, birkaç insanın iç yolculuğuna sessizce eşlik eder. Esved’in ilk sayısına hoş geldiniz.