Minota Sayı 8
MinotaSAYI 8

Minota - Sayı 8

Yayımlanma: Mart 2023
Tür:Bağımsız
Periyot:Aylık
Dil:Türkçe
Yayın yeri:İstanbul, Türkiye
Kapak
5.0(3)
Tasarım
5.0(3)
İçerik
5.0(3)
Yazı İşleri MüdürüAyşenur Asiye Kamar

Minota 8. Sayı Dergi Özeti

MagPublish tarafından otomatik özetlenmiştir.
Yazı Boyutu
15px

Minota dergisinin Mart iki bin yirmi üç tarihli sekizinci sayısı, genel yayın yönetmenliğini, editörlüğünü ve grafik tasarımını üstlenen Ayşenur Asiye Kamar öncülüğünde, altı şubat iki bin yirmi üç tarihinde gerçekleşen büyük deprem felaketinin acısını ve toplumsal etkilerini edebi bir düzlemde ele alıyor. Tamamen deprem temalı eserlere ayrılan bu sayıda, şair ve yazarlar yıkımın insani boyutunu, geride kalanların yasını ve ihmalkarlığın yarattığı toplumsal tahribatı somut örneklerle irdeliyor. Soner Sezen "Yaşarken Ölüşlerimiz" başlıklı metninde insanın varoluşsal çaresizliğini ve yarım kalmışlığı işlerken, Beytullah Erman "Kara Ölüm" şiirinde sıfır dört on yedi vaktinin dehşetini ve enkaz altındaki çaresiz bekleyişi "Ayşem" imgesi üzerinden aktarıyor. Mor Hayal "Sallanmış Bir Dünya" ile enkaz altındaki klostrofobik sıkışmışlığı ve yaşama arzusunu betimlerken, Göfan Dalo "El Ele" ve "Peyderpey" başlıklı eserlerinde acının birleştirici gücünü ve modern insanın duyarsızlaşan doğasını eleştiriyor. Sezgi Kaya "Depremde Kanlı Gözyaşları" ile toplumsal yası ve çaresizliği dile getirirken, Halil Eren "Bir Zelzele Sallar Yüreğimi" şiirinde yarım kalan hayatların hüznünü isimsiz mezarlar üzerinden somutlaştırıyor. Sibel Kaya "Deprem" şiirinde felaketin asıl sorumlusunun doğa değil, yanlış inşa edilen binalar olduğunu vurgulayarak tedbirsizliği eleştiriyor. Yahya Aslan "Maraş Depremi" başlıklı eserinde plansız kentleşmenin kurbanı olan hayatları ve yarım kalan yarınları sorguluyor. Ferhat İzcihan "Yıkılmışsın Dediler" adlı geniş oylumlu şiirinde, coğrafyanın tarihi derinliğini, Nuh'tan İskender'e uzanan tarihsel mirası ve deprem sonrasındaki insani dayanışmayı epik bir dille harmanlıyor. Nida Alkan "Cebrail Dayıma" ve "O Gece" başlıklı kişisel anlatılarında, depremde kaybettiği yakınlarının anısını yaşatırken, felaket gecesinin dehşetini birinci ağızdan belgeliyor. İnanç Özgen "Toprağa Ağıt" denemesinde toprak ile insan arasındaki kadim ilişkiyi, insanın doğaya karşı açgözlülüğünü ve toprağın bu aymazlığa verdiği yanıtı felsefi bir dille sorguluyor. Nilgün Ulukaya "İnan" başlıklı fragmanında barış ve umut çağrısı yaparken, Noni-Ta "Yıkıcı Olan İnsandır" başlıklı son okuma ve değerlendirme yazısında bin dokuz yüz doksan dokuz depreminden iki bin yirmi üçe uzanan süreçte toplumsal hafızanın zayıflığını, tedbirsizliği ve rant hırsını sert bir dille eleştirerek rasyonel çözümler öneriyor.

Bu Sayıda Öne Çıkanlar:

  • Soner Sezen, Yaşarken Ölüşlerimiz'de insanın varoluşsal çaresizliğini irdeliyor.
  • Ferhat İzcihan, Yıkılmışsın Dediler'de coğrafyanın kadim tarihini ve yası işliyor.
  • Nida Alkan, Cebrail Dayıma mektubuyla depremin kişisel ve yıkıcı yüzünü belgeliyor.
  • İnanç Özgen, Toprağa Ağıt denemesinde insan ile doğa arasındaki çatışmayı sorguluyor.
  • Noni-Ta, Yıkıcı Olan İnsandır yazısında imar ihmallerini ve hafızasızlığı eleştiriyor.
Bu özet MagPublish yapay zekası tarafından hazırlanmıştır. Olası yazım veya bilgi hatalarından kaçınmak adına lütfen derginin orijinal sayfalarını kontrol ediniz.

Tanıtım Videosu:

Değerlendirme Yap

Sadece bu sayıya ait yorumlar