
Mim - Sayı 4
Editörün Notu
Yeni bir yılda yeniden sizlerle olmanın tatlı huzuru içindeyiz. Her yeni yıl taptaze bir başlangıç sunar. Bu yıl ne yazacağımızı, hangi kapılardan geçeceğimizi, neleri aşacağımızı, kimlerle karşılaşacağımızı, hayat direksiyonumuzun hangi yöne kıvrılacağını bilemiyoruz. Yeni yılı heyecanlı ve çekici kılan da bu bilinmezliktir aslında. MİM Dergisinin 4. sayısında yeni başlangıçların, değişimin ve dönüşümün izini sürüyoruz. Bu sayımızda yeni yılın taze heyecanı ile geçmişin deneyimlerini birleştirerek okurlarımıza ilham verecek metinler sunmayı amaçladık. Yeni yıllarınız, yeni hikâyeleriniz, yeni ilhamlarınız ve yeni umutlarınız bol olsun! Keyifli okumalar
Mim 4. Sayı Dergi Özeti
MagPublish tarafından otomatik özetlenmiştir.Mim Dergi, Kış 2025 tarihli 4. sayısında, genel yayın yönetmenliğini ve editörlüğünü Esma Güç Çınar'ın üstlendiği, tasarımı Duygu Sena Keskin imzası taşıyan zengin bir içerikle okur karşısına çıkıyor. Fikir ve edebiyat ekseninde şekillenen bu sayıda, modern insanın varoluşsal sancıları, toplumsal hafıza ve bireysel sorgulamalar derinlikli bir üslupla ele alınıyor. Esma Güç Çınar, "Hız Tutsaklığı" başlıklı yazısında, günümüz dünyasının adeta iki kat hızlandırılmış bir video gibi yaşanmasını, ilişkilerin yüzeyselleşmesini ve niceliğin niteliğin önüne geçmesini çarpıcı bir dille eleştiriyor. Dilara Güçlü, "Mahkeme" adlı denemesinde, insanın kendi doğrularını zamanın, deneyimlerin ve değişen şartların süzgecinden geçirerek nasıl yeniden inşa ettiğini felsefi bir boyutta tartışıyor. Nostalji ve toplumsal dönüşüm temalarını işleyen Rıdvan Sercan ise "Eskiler Mi Güzeldi Eskiden Mi Güzeldi?" sorusu üzerinden, teknolojinin komşuluk ilişkilerini, aile bağlarını ve toplumsal ahlakı nasıl dönüştürdüğünü sorguluyor. Derginin şiir sayfalarında da güçlü bir ses yankılanıyor. Baranî, "Bizim Günümüz Hiç Aydın Olmaz" şiirinde Gazze, Hama, Halep ve Hocalı gibi coğrafyalarda yaşanan insani dramları ve modern dünyanın bu trajediler karşısındaki duyarsızlığını sarsıcı bir dille aktarıyor. Sophia Jamali Soufi'nin "Başlangıç" ve "Kaçmak" şiirleri izolasyon, hüzün ve kaçış temalarını işlerken; Zümrüd-ü Sabah "Ledün İlmine Mazhar Oldu Yüreğim..." başlıklı mistik ve tasavvufi derinliği olan dizeleriyle dikkat çekiyor. Betül Çetin, "Dünya Avuçlarımda" şiiriyle çocukluğun masumiyetine sığınırken, "Yollar ve Adımlar" denemesinde yaşamı bir yolculuğa benzeterek Platon'un eve dönüş metaforuna atıfta bulunuyor. Ezgi Çabucak ise "Hikayesini Bilmediğimiz Kadınlara" ithaf ettiği eseriyle kadınların sessiz çığlıklarına, taşıdıkları sorumluluklara ve aralarındaki görünmez dayanışmaya ses oluyor. Mim Dergi, estetik tasarımı ve somut meselelere odaklanan edebi duruşuyla dikkat çekici bir entelektüel zemin sunuyor.
Bu Sayıda Öne Çıkanlar:
- ✦Esma Güç Çınar'ın kaleminden modern yaşamın getirdiği hız tutsaklığı ve yüzeyselleşme eleştirisi.
- ✦Dilara Güçlü'nün 'Mahkeme' başlıklı yazısında insan doğrularının zaman ve deneyimle değişimi.
- ✦Rıdvan Sercan'ın nostaljik sorgulaması: Eskiler mi güzeldi, yoksa eskiden mi güzeldi?
- ✦Ezgi Çabucak'ın 'Hikayesini Bilmediğimiz Kadınlara' ithaf ettiği dayanışma ve umut dolu dizeleri.
- ✦Baranî'nin Gazze'den Hocalı'ya uzanan toplumsal acıları ve insanlığın sessizliğini haykıran şiiri.








